Yol Aşkı Seyahat ve Gezi Rehberine Hoşgeldiniz...

,

Yol Aşkı El Kitabı

PAYLAŞ

Yol Aşkı El Kitabı

“Yol Aşkı”ndan hepinize merhaba…

Anlatmaya başlamadan evvel, bu blog’u oluşturmamdaki sebepleri yazmak ve düşüncelerime, tercihlerime, yol haritama, kısaca tüm hayatıma katkınız için hepinize teşekkür etmek istiyorum.

Hepiniz iyi ki vardınız; iyi ki varsınız…

1. Giriş

Önsöz olarak içimden şu sorular dökülüyor…

  • Hep kendi kendimizi hapsetmiyor muyuz zaten bu hayata? Bir çok şeyi erteleyen bizler değil miyiz kendi isteğimizle?
  • Kendimizi yine en iyi bizler tanıyorken, bile bile “lades” dememiş miyizdir kim bilir kaç kez?
  • Özgürlük bir adım ötedeyken niçin kendi zincirimizi açmamışızdır?
  • Bağlılıkla” “bağımlılık” arasındaki ince çizgide boğulmadık mı defalarca?
  • Dersimizi almadık mı hayatı kontrol etmeye çalışırken?
  • Plansız ve akışında yaşamak gerektiğini öğretmedi mi hayat bizlere o sıkı tokadını attığında?
  • Her halimize şükretmeyi gerektirmedi mi yaşadıklarımız?

İşte şu an bir fırsat dostlar!.. Akışla barışık halde, isteklerimizle uyumlanmaya çalışalım. Bunun ise tek anahtarı 100% istemek!

İsteklerimizin “Farkında olup” sadece kendimize kulak verelim. Daha da geç olmadan arzularımızı gerçekleştirelim.

Şükredelim ve bize bahşedilmiş bu kısacık ömrü “keşke”siz değerlendirenlerden olalım.

Çünkü her şey özgürleşmekle başlıyor.

Tadını çıkarın!..

bozcaada gezilecek yerler

Bozcaada

2. Neden “Yol Aşkı” Blogunu Oluşturdum?

Hayatın büyük ölçüde keyif almak ve kendini mutlu etmek olduğunu düşünen biri olarak sık sık seyahat ediyorum. Farklı kültürlerde yetmişten fazla ülkede bulundum. Aynı zamanda fotoğrafçı olduğum için seyahatlerimde bolca fotoğraf biriktirdim.

Kişisel gelişime duyduğum ilgi nedeniyle hayatıma farklı bir boyut girince, seyahatlerim ile içsel dünyamızın paralelliğini anlatan hikayelerimi www.yolaski.com adresindeki Yol Aşkı seyahat blogunda toplamaya karar verdim.

Ayrıca gezilecek yerlerde, hem para hem de zamandan tasarruf ederek kaliteli bir seyahat yapmanızı da hedefledim.

Eminim sizlerin de insanlara fayda sağlayacak engin tecrübeleriniz var ve bir adım atıp paylaşmanızla birlikte, tanımadığınız birçok kişiyi harekete geçireceksiniz.

Şimdiden emeğinize sağlık…

3. Hayatınızı Etkileyecek Mucizeleri Nasıl Ortaya Çıkaracaksınız? 

İlk önce “mucize”nin kendimiz olduğunu kabul edelim… Her güzel şeyi harekete geçirenler yine bizleriz. Şu an benim yaptığım şey, sadece bildiklerimi paylaşmak ve  içinizdeki enerjiyi harekete geçirmek…

Siz sadece bir adım atın; gerisinin nasıl da güzel ve hızlı geldiğine inanamayacaksınız…

Bunları okuyanların, kendilerinde var olan, ancak farkında olmadıkları bir çok gücü hayata geçireceklerini düşünüyorum. Zira büyük çoğunluğumuz, birçok şeyi erteleyerek şu kısa ömürdeki güzellikleri deneyimleyemeden yaşlanıyor ve “yarına kalma” dediğimiz motivasyondan uzak kalıyor.

İş hayatında olduğumuz için de gerek zaman, gerekse sorumluluklardan ötürü fırsatları da kaçırıyoruz. Oysa minik kaçışlar dahi bize bir nefes oluyor, yaşam hazzını yükseltmeye yetiyor… Yaşamdan tat almaya ve zamanı yavaşlatmaya ihtiyacımız var.

Zaman içinde biriktirdiklerimi paylaştığımda, bunları okuyan 1 kişi dahi kendi hayatını pozitif yöne döndürebiliyorsa, buna vesile olabileceğim için güçlü bir heyecan duyuyorum.

ürdün gezi rehberi

4. Bu blog neyi amaçlıyor?

Blog’daki ana tema, “nerelere gidilip neler görüldüğü, neler yenilip neler içildiği” gibi tekdüze konulardan ziyade, aslında farkında olmadığımız içsel dünyamızdaki tıkanmaları ortadan kaldırmak ve tutsak yaşadığımız hayatımızı geri almak üzerine kurulu…

Şu an okuduğunuz yazı, üzerinde çok düşünülmüş ve hayatınızı gözden geçirmenizi sağlayacak bir yazı.

Umarım keyifle okuyacaksınız…

5. Rutin ve Negatif Hayatı Nasıl Pozitife Dönüştürebilirsiniz?

Hayatın gerçeklerine baktığımızda, genel gidişatımızı daha çok olumsuz olarak görüyoruz. Kiminle konuşsak depresif, kime selam versek hep şikayetçi

Herkesin birbirini iyi ya da kötü yönde etkilediği yaşam çizgisinde negatif meğilli olduğumuz da kesin… Üstelik, yaşam çizgisinde hepimizin birer kırılma anı var.

Bu kırılmaları bazen bir aşkla, bazen bir hastalıkla, bazen bir ölümle ve bazen de hiç aklımıza gelmeyen bambaşka bir nedenle yaşıyoruz. Kurumsal köleliklerimiz, bizi olduğumuz yere sımsıkı bağlıyor ve hayatı giderek daha boğucu hale dönüştürüyor… bunaltıyor… hatta öldürüyor…

…sanıyorsanız aldanıyorsunuz…

Cape Town - Camps Bay

Cape Town – Camps Bay

Tam şu anı bir yere not edin! Çünkü tam şu an bu sayfayı sonuna kadar okuyan birçok insan, kendi değişimini yaratıyor olacak!..

Sizin adınıza şimdiden heyecanlanıyorum.

6. Sihirli Sözcük “Huzur”a ulaşmanın sırrı:

  • Peki, biz denizin derinliklerinde boğuluyorken ve artık önümüzü neredeyse göremez hale gelmişken nasıl olacak da hayatta hepimizin aradığı “huzur”u bulabileceğiz?
  • Rutin hayatın gereksinimlerine ayak uydurmak ve mecburiyetlere kölelik etmekten başka ne yapıyoruz?
  • Başkalarını veya bizden daha önemli olmayan şeyleri daha ne kadar hayatımızın odağında tutacağız?..

…ve kendimizi buruşturup atmamıza sebep olan onlarca benzer soru…

Napoli

Napoli

Lütfen  yazının ilerleyen bölümlerinde ve özellikle sonunda, gözlerinizi kapatıp bu soruları kendinize bir kez daha sorun.

Çünkü bu kadar kısa bir sürede; önce düşüncelerinizi, sonra hayatınızı nasıl değiştireceğinize karar vermiş olacaksınız…

İşte tam da yukarıda anlatmaya çalıştığım bu zorunluluklar nedeni ile çevremizde genellikle benzer yaklaşımları ve kaygıları olan insanlar görüyoruz. Hepsi de konuştukça birbirlerini negatif etkiliyor.

Çoluk çocuk büyüsün, okula bir başlasın… Şu işi de bitireyim de, öyle tatile çıkarım… İstediğim evi alabilmek için biraz daha para biriktirmem gerekiyor…” ve daha niceleri…

Sonra yaşamından bir kesit aldığın tek bir anda, bir de bakıyorsun ki çocuklar, lise, üniversite dönemlerine ulaştı derken hayatında sağlık sorunlarıyla uğraştığın dönemlere girmişsin bile…

7. İşte Harekete Geçmek İçin İhtiyacınız Olan En Etkili 9 yöntem:

  • Tatilinizi işinize göre değil; işinizi tatilinize göre planlayın.
  • Sorumlulukları boşvermeden öncelikle kendinize vakit ayırın. Birey olarak çok değerlisiniz ve bunu hakediyorsunuz.
  • İşlerinizi bir müddet de olsa delege edin. Unutmayın; siz yoksunuz diye hiçbir şirket batmaz veya işleriniz aksamaz.
  • Her şeyi kontrol altında tutmaya çalışmayın. Böyle bir dünya yok  Teslim olun ve teslimiyetin dinginliğini yaşayın.
  • Kendinizi mutlu edecek motivasyonlar yaratın. Bir tatil veya ileri tarihli bir uçak bileti alın. Hep istediğiniz o kursa yazılın.
  • Kendinizi geliştirin ve değer katın. Rutinden sıyrılmak, çevrenizdeki kabuğu değiştirmek ve değişik kitlelerle sosyalleşmek istiyorsanız farklı zevkler edinin.
  • “Ben yaptım; oldu” felsefesini edinin. Harekete geçmek için en etkili yöntemin “kendinizi mecbur bırakmak”tan geçiyor. Ne demek istiyorum? Kısaca şu: İstediğiniz şeylerin gerçekleşmesini istiyorsanız belli ödemeleri hemen gerçekleştirin. Bir uçak bileti, bir otel rezervasyonu, bir İspanyolca kursu gibi…
  • Yapmak istediklerinizi ertelemeden hızlı ve kararlı adımlar atın.
  • Kimsenin onayını almayın; başkasının planına uydurmaya çalışmayın. Kendinizi yaşamın tereddütlerine alet etmeden plansız ve ani kararlarla pimi çekip bombayı patlatın.
  • İstediklerinizi gerçekleştirmek için kendinize bir zaman limiti koyun ve bunu aşmayın.
  • Tüm bunları hayatınıza uyarlayıp hızlıca uygulamaya koyun ve keyfini çıkarın  İnanın sonuna kadar işe yarayacak!
Ürdün gezilecek yerler

Wadi Rum – Jordan

8. Motivasyon ve Mutluluk İçin Yol Haritanız Ne Olmalı?

Yukarıdaki maddelerde belirttiğim şeyleri uygulamaya başladıysanız işin en zor kısmını atlattınız demektir. Çünkü içinizdeki enerjiyi harekete geçirmekle özgürlüğünüze ilk adımı atmış olacaksınız.

Hayata dair tüm sorumlulukların her daim peşinizde olacağınız varsaydığımızda, bundan sıyrılmak için hepsini bir anlığına da olsa bilincinizin gerisine atmaya çalışmanız gerekiyor.

Tıpkı kendisini anne ve babasının kollarına bırakan bir çocuk gibi, siz de sorumluluk düşünmeden akışın ortasına bırakın kendinizi…

Hayatın bize dikte ettiği “iş” olgusu, ne yazık ki hepimizin bir ayağını zincirliyor. Bu sebeple işten kalan zamanlara kendimizi tazeleyecek kaçışları istesek de yapamıyoruz.

9. Sıkıntıların Önüne Geçmek İçin Ne Yapmalı? 

İş hayatında sizi zorlayıcı karakterler ve iş takvimi da olsa, resmi tatilleri önünüze koyarak bir yıl sonrasının tatil ajandasını bir önceki senenin sonunda yapmanızı öneririm.

Tatil planlarınızı net olarak yapmasanız da, bu sizi hem o tarihler kaçış için zorlayacak, hem de kafanızı rahatlatacak. Üstelik uygun bilet ve konaklama seçenekleri için de fırsat yaratmış olacaksınız.

Dostoyevski’nin dediği gibi… “Kolay bir saadet mi, yoksa insanı yükselten bir ızdırap mı daha iyi?”…

Buna siz karar verin…

Mutluluğun formülü için en etkili yol pozitiflik... Bunu sağlayan en önemli unsur ise etrafınızda her zaman pozitif insanları barındırmaktan geçiyor. Enerjinizi harekete geçiren dostlar seçmeye özen gösterim derim.

10. Endişelendirmek gibi olmasın ama?! 

Unutmayın, yaşlanıyoruz…

Her geçen gün sağlıklı hücrelerimiz bizi terkediyor. Normal bir şekilde yiyip içebilen, yürüyebilen ve nefes alabilen biriyseniz, binlerce kez şükredin. En önemlisi de potansiyelinizin ve var oluşunuzun farkına varın.

Aslında sandığınızdan çok daha güzel bir hayatınız var. Sadece bilinçaltınız o kadar çok kontrol sizde olsun ve o kadar çok “en mükemmeli” sizin olsun istiyor ki, bu girdaptan kurtulamaz hale geliyorsunuz zamanla.

Dilediğiniz birçok şeyi gerçek hale dönüştürmek sizin elinizde.

Her istediğinizi yapabilecek güçtesiniz. Bugüne kadar 100% isteyip de yapamadığınız hiçbir şey olmadı; bunu siz de biliyorsunuz. Hayatınızdan örnekleri düşündüğünüzde, bunun sağlamasını yapabilirsiniz.

Siz yeter ki 100% isteyin ve içinizdeki enerjiyi harekete geçirin. Gerisi bakın nasıl da kolayca geliyor…

Güney Afrika gezilecek yerler

Güney Afrika gezisi – Soweto Bölgesi

11. “Korku” ve “Keşke”lerimizden Kurtulma Yolları…

Yaşamı tıpkı bir geometri problemi gibi düşünün. Herkesin bakabildiği, ancak yalnızca formülü bilenlerin ve gerçekten görebilenlerin çözüme ulaşabildiği bir olgu.

En başta “kendimizin” ne kadar önemli olduğunun farkında olmalıyız…

Bize bahşedilen kısa ömrümüzü sonsuzmuş gibi harcadığımızı ve bazen başkalarını düşündüğümüzden daha az kendimizi düşündüğümüzü yaş ilerledikçe anlayabiliyoruz.

O andan sonra da her sohbette çokça kullandığımız “keşke”ler giriyor hayatımıza…

Aslında her birimiz bu dünyaya nötr olarak geliyoruz.  Günler geçtikçe ve biz büyüdükçe, tüm korkular, kaygılar, endişeler ve egolar, yaşadıkça bizlere yükleniyor ve bizler de bunları ne yazık ki normalleştiriyoruz!..

Daha sonra bu duyguları, çevremiz ve yaşadıklarımızla pekiştiriyoruz. Hepimiz doğumdan gelen aydınlık ve olağanüstü pozitif enerjiyle yüklü olmamıza rağmen, zamanla bu saflığımızı kaybediyor ve giderek körleşip yaşam kalitemizi törpülüyoruz.

Eğer “farkında olmadan” yaşayıp gidiyorsak, bu gidişatı pozitife çevirmeksizin gelecek neslimize de “bildiklerimizi” aktarıyoruz ve böylelikle bu döngü hepimizin zehirlendiği bir hal alıp büyüyerek içinden çıkılmaz bir girdaba dönüşüyor.

İyi hissetmenin yolu, dilediğin an, dilediğiniz şekilde yaşayabilmekten geçiyor.

Hedonizm’i felsefe edinmiş biri olarak, herkesin “anı yaşayıp o anda kalma”nın teslimiyetini tatmasını isterim. O lezzet bünyeye işlediğinde, ilk doz size hiçbir zaman yetmeyecek ve çok daha fazlasını isteyeceksiniz…

İşte Yol Aşkı da bu demek…

Blogun ismini de buradan hareketle koydum…

Roma gezilecek yerler

Roma gezisi

12. Özgürlük deyince…

Gerçek özgürlüğü ruhunda hissetmek, “yapmak istediğin şeyi yapmaktan değil; yapmak istemediklerini yapmamak”tan geçiyor.

Trajikomik olan ise, ne istediğinizi bilmenize rağmen uygulamaya geçmememiz!..

Bunun için birçok sebebiniz olmalı.

Ne yazık ki “Beklemek” ile kendimizi zehirleyip hayatımızın avuçlarımızdan akıp gitmesini izliyoruz. Okulun bitmesini/başlamasını beklemek; iş yoğunluğunu atlatmanızı beklemek; maddi durumu toparlamanızı beklemek ve daha bir çoğu…

Bu liste uzayıp gidiyor ve hayatı ertelemek için her türlü zemini hazırlıyorsunuz. Farkettiyseniz her şey “beklemek”le bitiyor… ve bizler hayatımızı bekleyerek geçiremeyiz…

13. Aldanmayın…

Kimse risk almadan, akışa teslim olmadan ve kontrolü bırakmadan cennetin bu dünyada da var olduğunu göremeyecek!

Oysa çok değerli zamanımızı aslında kendimiz çalıyoruz ve böylelikle bir ömrü beklemede geçiriyoruz. Bazılarımız “her şey doğru zamanda tezahür eder” felsefesindeyken, bir diğerimiz, o doğru zamanın harekete geçtiğimiz zaman olduğunun farkında olmayabiliyor.

Kutsal kitap Kur’an’daki İsra Suresi’nde bile “Biz sizin kaderinizi çabanıza bağlı kıldık” ayeti, içimizdeki enerjiyi harekete geçirmemiz için ne kadar da nefis bir müjde değil mi sizce de?..

Tıpkı susayan birinin su almaya yönelmesi, ısınmak isteyenin bir ısıtıcının başına gitmesi gibi, basitçe harekete geçmek gerekiyor sadece.

Yoksa içinizde kalmış keşkelerle gidiyor olursunuz sonsuzluğa… Bu da aslında yaşamın özündeki tadı alamayacağız anlamına geliyor.

Düşlediğiniz hayatın içinde değilseniz, gerçekten yaşadığınızı düşünüyor musunuz?..

14. Kırılma anlarına dikkat!.. 

Hayat dönem dönem, “ağzımızda dilimizde olup da ertelediklerimizi yapmamız için” yüzümüze okkalı bir tokat yapıştırıyor. Bazen de bize anlatmak istediklerini yaşamamız için bizi güçlü bir şekilde sarsıyor…

Bu darbeler yeterince güçlü değilse bir sonrakinin gelişine kadar geçen süreyi kendi yaşam anlarımızdan yiyoruz. Aslında her birimiz arzularımızın farkındayız; esas sorun “kendimizin/potansiyelimizin farkında olmayışımız”.

Ertelenenlerin pişmanlıkları, biz yaşlandıkça çoğalan bir habis hücre haline dönüşüyor. Teşhisi hepimiz kolaylıkla koyabiliyoruz… Tedavi için ise çoğu kez sebepsiz yere  bir dış etken-itici güç bekliyoruz.

Bile bile içine daldığınız bir kabusta olduğunuzu düşünüyorsanız, yapmanız gereken sadece “uyanmak!..”

Hemen önünüzde duran mucizelerle dolu yaşama ilk adımı atmak için sadece uyanın. Hem de hemen…

Uygun zaman, mekan ve durumların oluşmasını beklemeden, rahat hissetmek lüksünden kurtularak ve her şeyin “hallolmasını! beklemeden uyanın!..”

italya gezilecek yerler

Güney İtalya – Ravello gezisi

15. Tesadüf sandıklarımız…

Hayatta her şeyin bir sebebi olduğu aşikãr. Her bir  karşılaşmada, yaşadığımız her iyi veya kötü olayda bize öğretiler ve yönlendirmeler var. Yaşama dair tüm tecrübelerimizi yap-boz parçaları gibi birleştirerek yeteri olgunluğa ulaşıyoruz.

Bu olgunluğa ulaşmak için zaman zaman dışarıdaki üçüncü göz olmaya ihtiyacımız var. İşte bulunduğumuz o noktaya başka bir gözden baktığımızda/bakabildiğimizde, aslında hayatın girdabına saplanmış patinaj çeken biri olduğumuzu görebiliyoruz.

Aklımızda tutmamız gereken her olayın bir diğerinin tetikçisi olduğu ve bize mesajlar içeren vesileler halinde ruhumuzda yansımalara yol açtığı….

Göz yummayın, kabullenmeyin ve harekete geçin!..

Ürdün gezisi

16. Rahat olun; kontrol sizde değil…

Tıpkı iş yaşamındaki delegasyon gibi özel hayatınızdaki işlerinizi de pas edin ve izleyin… Her şeyi yüklenerek, kontrolü elinizden bırakmadan en mükemmele ulaşmayı hedefliyorsunuz.

Örneğin kendinizi iyi hissettiredek bir tatile ihtiyacınız varsa, “En doğru zamanda yaparız… En iyi yerlere nasılsa gideriz… Mevsimi bir gelsin de… Ucuz bilet bulalım da… Biraz daha bekleyelim…” gibi ucu açık sebepler üretirken, iş hayatındaki sömürü dünyası için en kaliteli zamanlarınızı tükettiğinizin farkında bile olmuyorsunuz…

Bir çoğumuz “kontrolü elinde bulundurduğunu” sanarak huzur içinde başını yastığı koyduğunu düşünüyor. Ancak şunu iyi bilin ki “kontrol sizde değil”…

Şimdi sizi ne motive ediyorsa, yazının bu bölümünü okurken gözlerinizi kapatın ve kendinize sorun lütfen:

  • Beni en çok mutlu eden, iyi hissettirecek şey ne?
  • Kendimi mutlu etmek için en son ne yaptım?
  • İstediklerimi yapmak için neyi bekliyorum?
  • Kendimi iyi hissedeceğim şeyleri yapmıyorum ama bu durum hayatımı ertelememe değiyor mu?
  • Zamanında yapmadığım şeyler bana şimdi neler hissettiriyor?
  • “Keşke”lerimin önüne geçmek için ne yapmalıyım?

…ve bunlardan yola çıkarak kendinize sormanız gereken birçok soru daha vardır eminim…

yol aşkı

Güney Afrika / Johannesburg

17. Mutluluğun tabiatı…

Bugüne dek sadece “mutlu olmak” için yaşadı insanoğlu… Bundan sonra da böyle olacak.

İyi bir iş edinme, güzel şeyler almak için alışverişe çıkma, çocuk sahibi olma, iyi dost edinme, evlilik, güzel yemek yeme, iyi yerlerde yaşama, tatillere çıkma ve onlarcası…

Formül basit: Her ne yapıyorsak, yolun sonunda bizi mutlu edeceği için yapıyoruz.

Beyninize bu yapıyı programladığınızda, artık her şeyi mutluluğa odaklı yaşıyor olacaksınız.

Deneyin… Birşey kaybetmezsiniz; ancak pozitif çok şey kazanırsınız

 …ve Sahne Sizin…

Şu an aklınıza ilk gelen şeyi gerçekleştirmek ve mutlu olmak için harekete geçme zamanı.

  • Bu bir uçak bileti mi? Hemen rezervasyon yapın.
  • Bir fotoğraf makinesi mi? İstediğinizi almak için hemen araştırmaya başlayın…
  • Dilediğiniz bir yerde canınızın çektiği yemeği yemek mi? Hemen gidip yiyin!..
  • Düşünmeden ve hızlıca sadece yapmayı deneyin… Harekete geçin!..

…ve direncinizi kırarak en zor kısmı atlattınız.

Unutmayalım: Mutlu son hepimiz için var. Yeter ki harekete geçmeyi bilelim. 🙂

Umarım bu yazı, geleceğinize dair pozitif yüklemeler sağlayabilir… ve umarım bir şekilde hayatınızın geri kalanını dilediğiniz gibi yaşamanıza katkısı olur.

Yorumlarınızı bu sayfanın altına bekliyor olacağım.

Hepinize sağlıklı ve bol seyahatli nefis bir gelecek diliyorum.

Sevgiyle…

Hakan DURSUN

Facebook Grubumuza Katılmak İçin Tıklayın

Instagram’da bizi takip etmek için Tıklayın

Yol Aşkı yeni rotaları için TIKLAYIN!

 

 

Yol Aşkı – Yol aşkı 

55 Yorum

Yorumunu Paylaş

Your email address will not be published.